Alîşêr
Alîşêr ve Zerife Hanım
Alîşêr Efendi ya da Alîşêr, Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı düzenlenen ilk Kürt isyanı olan Koçgiri İsyanı'nın liderliğini yapmış olan Kürt aşiretlerinin federasyonunun başkanıydı. Sivas'ta Mustafa Paşa'nın yanında eğitim aldıktan sonra katiplik yapmaya başladı. Zerife Hanım ile evlendi, ancak çocukları olmadı. Kürt Şeyhhasenan aşiretine mensuptu, ancak dönemin tüm aşiretleri onu saygıyla kabul etti. Kürtler ve Ermeniler arasında iyi ilişkiler kurmaya çalıştı. Kürt dili ve lehçeleri üzerine birçok çalışması bulunmaktadır. Ne yazık ki çalışmalarının çoğu, Dersim'deki bir mağarada Türk devletinin eline geçti. Birinci Dünya Savaşı sırasında Rusya ile temas kurdu ve 1914'ten 1919'a kadar Kürt aşiretlerini bir araya getirme ve organize etme çabalarında bulundu. Bu süreçte, Kürdistan Teali Cemiyeti'nin liderliği altında hareket etti. Dersim ve Koçgiri hazırlıklarını mektuplarla bildirdi. Koçgiri İsyanı'nın liderliğini üstlendi. Ayrıca, Dersim İsyanı'na da katıldı. O, Kürt birliği kurma, diplomasi, entelektüellik, gerilla savaşı ve direniş konularında tanınan bir figürdü.
Kendisi ve eşi Zerife Hanım yakalandılar. Türkiye Cumhuriyeti'nin lideri Mustafa Kemal Atatürk, Türk silahlı kuvvetlerinin başındaki Elîşer’in başının kesilmesini istedi. Rivayet edilir ki, Atatürk 'Eğer Elîşer'in başını almadan yaşarsam, hayat bana haram olsun. Eğer yaşamak bana haram olursa, bu, tüm ordu komutanlarının hayatlarının da haram olduğu anlamına gelir' demiştir.
Atatürk'ün emriyle, Türk güçlerinin komutanı Topal Osman bu talimatı yerine getirdi. Dersim'den Zeynel adında biri, Türk devletiyle iş birliği yapan Seyid Rıza'nın bir ajanı olarak, Topal Osman'ın Alîşêr'in saklandığı mağaraya ulaşmasına yardım etti. Alîşêr ve eşi Zerife Hanım bu mağarada öldürüldüler. Topal Osman, Alîşêr’in ve Zerife Hanım'ın başlarını kesip Atatürk'e sundu. Alîşêr Bey’in başı, Atatürk'ün Çankaya Köşkü'nde uzun süre sergilendi. Tüm Türk komutanları, askerleri ve siyasetçileri kesik başın önünde hatıra fotoğrafları çektirdiler. Atatürk de fotoğrafları çektirdi, ancak bu fotoğraflar arşivlerde saklandı. Türk basını hızla Alîşêr Bey’in kesik başını resmi olarak yayınladı.
Koçgiri İsyanı'nın ve Kürdistan'daki tüm isyanların bastırılmasından sonra, Kürtlere karşı büyük katliamlar başladı. Bu durum, Şeyh Said Efendi'nin isyanına kadar devam etti.
Alişer'in şiiri
Alişer, Kürtçe şiirler yazdı ve söylemlerde bulundu. Zaman zaman 'Taki' takma adıyla şiirler yazan şair Alişer, eserlerinde sık sık Kürt Alevi inancının motiflerini kullandı ve hem siyasi hem de dini alanları, siyasi hedeflerine inanç unsurları ekleyerek birleştirdi. Bu şekilde, halkla iletişimini etkili kılarak, siyasi ideallerinin toplum arasında daha kolay kabul görmesini veya pekişmesini amaçlamış olmalıdır. Alişer, Kürtçe yazdığı bir şiirinde, Topal Osman'ın acımasızlığını ve zulmünü kınayarak şu sözleri dile getirdi:
'Pülümür Dağı yas tutsun,
Ona yavaşça gittim,
Evin yansın, kanlı Topal Osman,
Gençlerimizi vurdun,
Ve bizi suçladın,
Kalbim acıyor, kardeşim acıyor,
Dumanla kar dağı kucakladı,
Şah-ı Merdan bize yetişsin,
Kalbim acıyor, kardeşim acıyor,
Duman ve kar dağı sardı,
Git, git, aşiret, git,
Ölülerimizi kapımıza kilitlediler,
Taze gelinleri öldürdüler ve başlarındaki altınları aldılar,
Kalbim kederli, kardeşim kederli,
Dumanla kar dağı aldı,
Pülümür'ün altındaki köprüler iki ya da üç,
Gelin ve damadı iki ya da üç yaşındayken öldürdüler,
Davayı yargıya, İmam Hüseyin'e bırakalım,
Kalbim acıyor, kardeşim acıyor.'
Bu şiirde, Koçgiri olayları sırasında Topal Osman tarafından işlenen zulümler, yaşanan kötü olaylar ve mağduriyetler anlatılmakta, bu zulüm, Alevi inancında mazlumların sembolü olarak görülen İmam Hüseyin'e atfedilmektedir. Yukarıdaki örneklerde olduğu gibi, Alişer şiirlerinde sıklıkla Alevilik temasını ve dönemin olaylarına dair verileri kullanmıştır.