Halfeti Rumkale
Antik Çağ'dan günümüze kadar Şitamrat, Kal-a Rhomayta, Hromklay, Ranculat, Kal-at el Rum, Kal-at el Müslimin ve Kale-i Zerrin (Altın Kale) gibi çeşitli adlarla anılan Rumkale, Fırat Nehri kıyısında, Gaziantep il sınırları içerisinde ve Şanlıurfa'nın 50 km batısında yer alan harabe durumundaki bir kaledir. İdari olarak Gaziantep’e bağlı olsa da Halfeti’ye daha yakın konumdadır. 'Rumkale' ismi, Romalıların buradaki varlığından kaynaklanmaktadır.
Kale, büyük ölçüde Helenistik ve Roma dönemine ait mimari unsurlar içerse de, stratejik konumu Asurlular tarafından da biliniyordu. Hristiyan inanışına göre, İsa’nın havarilerinden Yuhanna'nın Roma döneminde burada yaşadığı rivayet edilmektedir. Orta Çağ boyunca Bizans ve Ermeni savaş ağalarının kontrolüne geçen kale, 12. yüzyılda bir Ermeni piskoposunun ikametgahı olmuştur. 1179 yılında burada Yunanlılar ile Ermeniler arasında uzlaşma sağlamak amacıyla bir sinod toplanmıştır. 1203-1293 yılları arasında ise Ermeni Kilisesi Katolikosu’nun merkezi olarak kullanılmıştır. 28 Haziran 1292’de Memlük Sultanı Halil’in komutasındaki kuvvetler tarafından kuşatılarak fethedilen kale, Osmanlı döneminde hem stratejik bir savunma noktası hem de devlet hapishanesi olarak varlığını sürdürmüştür. 1832 yılında İbrahim Paşa tarafından kısmen tahrip edilen yapı, o günden sonra terk edilmiş ve günümüzde yalnızca tekne ile ulaşılabilir hale gelmiştir.
Rumkale’de günümüze ulaşan yapılar arasında Aziz Nerses Kilisesi, Barşavma Manastırı, çeşitli yapı kalıntıları, su sarnıçları, kuyular ve savunma amaçlı hendekler bulunmaktadır.
Mimari Yapısı
Rumkale, Fırat ve Merzimen kıyılarından itibaren yükselen dik kayalıklarla çevrili yüksek bir tepe üzerine inşa edilmiştir. 1838 yılında kaleyi ziyaret eden Moltke, buradaki mimarinin doğayla kusursuz bir uyum içinde olduğunu belirterek, 'Kayalığın nerede bittiğini, insan elinin nerede başladığını söylemek çok zor' ifadesini kullanmıştır. Kale, iki ana savunma hattına sahiptir. İlk savunma hattı, doğu, kuzey ve batı yönlerinde doğal kayalıkların dik bir şekilde yontulmasıyla oluşturulmuş surlardan meydana gelmiştir. İkinci savunma hattı ise bu doğal surların üzerine sert kalker kesme taşlarla inşa edilen sur duvarlarıdır. Kuzey ve doğu surlarında dikdörtgen planlı yedi burç yer alırken, kuzey kesimde çok sayıda mazgal pencere bulunmaktadır. Kalenin güney yönündeki kayalık uzantısı, 12. yüzyılda 30 metre derinliğinde ve 20 metre genişliğinde oyularak uçurum (hendek) haline getirilmiş ve böylece savunma açısından kara ile doğrudan bağlantısı kesilmiştir. Kale, 120 metre genişliğinde ve 200 metre uzunluğunda bir alanı kapsamaktadır.
Tarihsel süreçte Rumkale, Halfeti (Şanlıurfa) ile Gaziantep arasında bir sınır noktası olarak Fırat Nehri kıyısında yer alıyordu. Merzimen Çayı, kalenin dibinden geçerek derin ve sarp vadiler arasında akan Fırat Nehri'ne karışmaktaydı. Günümüzde ise üç tarafı baraj gölü ile çevrili olup, yarımada görünümündedir. Kalenin eteklerinde ise bir zamanlar aşağı şehir bulunmaktaydı.
Rumkale’nin doğu ve batı yönlerinde olmak üzere iki ana giriş kapısı vardır. Doğu kapısı Fırat Nehri’ne, batı kapısı ise Merzimen Çayı üzerine kurulmuş bir köprüye bağlanıyordu. Günümüzde bu köprüden geriye yalnızca ayaklarının kalıntıları kalmıştır. Buradan patika bir yol takip edilerek kalenin giriş kapısına ulaşılmaktadır. Batı cephesinde, savunmayı güçlendirmek amacıyla yol üzerinde 20 metre aralıklarla dört kule şeklinde kapı inşa edilmiştir. Batı surlarında yer alan kapılardan birincisi dikdörtgen planlıdır. Nöldeke, bu noktada bir türbe ve bir iskelenin bulunduğunu aktarmaktadır. İkinci kapı kareye yakın dikdörtgen planlı olup, yarım daire şeklindedir. Üçüncü kapı tahrip olmuş durumdadır. Dördüncü kapı kare planlı olup, haç tonozludur. Beşinci kapı ise kalenin Fırat’a bakan doğu cephesinde yer almakta olup, dikdörtgen biçimli olup, içte biri yuvarlak, diğeri sivri kemerli iki niş içerisine alınmıştır.
Kale içerisinde, sur duvarları ve burçların yanı sıra günümüze ulaşan yapılar arasında Aziz Nerses Kilisesi, Barşavma Manastırı, su sarnıçları ve su kuyusu bulunmaktadır. Su kuyusu, basamaklarla Fırat Nehri seviyesine kadar inen, 8 metre genişliğinde ve yaklaşık 75 metre derinliğinde bir yapıdır. Kalenin su ihtiyacını karşılamak amacıyla inşa edilen bu kuyunun, aynı zamanda gizli bir geçit olduğu da rivayet edilmektedir. Kuyunun iç kısmında, kayaların oyulmasıyla oluşturulmuş spiral bir merdiven bulunmaktadır. Bunun dışında, işlevi kesin olarak belirlenemeyen birçok yapı kalıntısı mevcuttur. Kalede bulunan yapıların büyük bir bölümü, ana kayanın oyulup düzeltilmesiyle inşa edilmiştir. Surlarda ve burçlarda moloz taş örgü malzemesi kullanılmış, dış kaplamalar ise büyük boyutlu kesme taşlarla yapılmıştır. Kemerlerde ise tuğla görünümü verilmiş kesme taşlar tercih edilmiştir.
Şair Aziz Nerses Kilisesi:
Rumkalenin güneyinde yer alan hükümranlık kilisesini 1173’te Şair Aziz Nerses yaptırmıştır. 18. Yüzyılda Rumkale’yi ziyaret eden Richard Peacock bu yapıdan 'Gotik' tarzda küçük ama güzel bir kilise olarak bahsetmiştir.
Doğu-batı doğrultusundaki kilise dikdörtgen planlı, üç nefli ve üç apsislidir. Batısında narteks yer alır. Sadece absisin doğu cephesinin bir bölümü toprak üstündedir. Doğu cephesinin ortasında silmeli çerçevenin iki yanında birbirine benzer kabartmalı levha bulunur. Sol levhada haç ve rumi süslemenin olduğu kabartmanın altında başlarını geriye çevirmiş karşılıklı duran iki aslan, sağ levhada ise iki palmet arasında başını sağa çevirmiş, kanatlarını açmış bir kartal kabartması vardır. Bu kilise İslami dönemde cami olarak kullanılmıştır.
Barşavma manastırı:
Rumkale'nin kuzey bölümünde yer alan yapı, 13. yüzyılda Yakubi azizi Barşavma tarafından inşa ettirilmiştir. Birbirine bitişik iki bölümden oluşan bu yapının bazı kısımları günümüze kadar ayakta kalmayı başarmıştır. Kuzey cephesi doğal kaya kütlesiyle birleşirken, kare planlı olan yapı haç tonozlarla örtülmüştür. Duvarlarında büyük kesme taş blokları kullanılmış, payeler ve batı girişinde düzgün kesme taşlar tercih edilmiştir. Kemerlerde ve örtü sisteminde ise tuğla görünümlü kesme taşlar kullanılmıştır. Yapının yakınında bir kuyu da bulunmaktadır.
Kaledeki toprak üstündeki yapılar genel olarak 12. ve 14. yüzyıllar arasına tarihlenmektedir. Bu yapılar arasında en eski olanın hendek olduğu belirtilmektedir.
Fırat Nehri boyunca bulunan çakmak taşından yapılmış aletler ve diğer arkeolojik bulgular, Rumkale ve çevresinde insan yerleşiminin Paleolitik Çağ’a kadar uzandığını göstermektedir. Sonraki dönemlerde, Fırat Vadisi boyunca Tunç Çağı’ndan Kalkolitik Dönem’e kadar yerleşim izleri takip edilmektedir. Rumkale’ye dair antik kaynaklardaki ilk kayıt, Asur Kralı III. Salmanasar’ın MÖ 855 yılında ele geçirdiği “Şitamrat” yerleşimi ile ilişkilendirilmektedir. Bu yerleşimin günümüzdeki Rumkale olduğu düşünülmektedir. Bölgenin stratejik konumu nedeniyle Rumkale, Medler, Persler, Helenistik krallıklar ve Roma İmparatorluğu dönemlerinde de önemli bir yerleşim alanı olarak kullanılmıştır.
Hristiyan inancına göre, Hz. İsa’nın havarilerinden Johannes (Yuhanna), Roma döneminde Rumkale’ye yerleşmiş ve burada kayaya oyulmuş bir odada İncil nüshalarını çoğaltmıştır. 11. yüzyılda “Hromgla” adıyla anılan kale, önemli bir dini merkez haline gelmiştir. 1113 yılında III. Grigoris, Rumkale’yi Joscelin’in dul eşinden satın alarak buraya Katolikosluk (başpiskoposluk) makamını taşımıştır. Aziz Şair Nerses, mezheplerin birleştirilmesi amacıyla imparator elçileri, Kayşum ve Yakubi baş patrikleri ile burada toplantılar düzenlemiştir.
13. yüzyılda bölgede çok sayıda Yakubi topluluğunun bulunması sebebiyle, Yakubi Patriği II. Ignace, Rumkale’ye bir kilise inşa ettirmiştir ve burayı patriklik merkezi olarak kullanmaya başlamıştır. 1279’da Memlükler kaleyi kuşatmış ancak ele geçirememiştir. Daha sonra Memlük Sultanı Melik el-Eşref, 1292’de tekrar kuşatma düzenleyerek kaleyi fethetmiştir. Fethin ardından Sultan’ın emriyle Suriye Naibi Sancar Suca tarafından onarılan kale, 'Kal’at el-Müslimin' olarak adlandırılmış, ilerleyen dönemlerde ise 'Kale-i Zerrin' (Altın Kale) ismini almıştır. Memlükler döneminde yeniden uç kale olarak kullanılmış olsa da eski görkemine kavuşamamıştır.
1516 yılında Osmanlı egemenliğine geçen Rumkale, Halep Eyaleti’ne bağlı Birecik Sancağı’nın bir kazası haline getirilmiştir. 17. yüzyılda Evliya Çelebi, kalenin yüksek bir tepe üzerine inşa edilmiş sağlam bir yapı olduğunu, dış bölümünde cami, han, hamam ve küçük bir çarşı bulunduğunu aktarmıştır. Katip Çelebi ise bölgenin bahçelerinin ve meyve bolluğunun dikkat çekici olduğunu belirtmiştir.
Galeri



